Diyarbakır'da Kaybolan Zamanın İzinde

 Sabahın ilk ışıkları surların üzerine vurduğunda, şehir uyanmaya başlar. Ben de o saatlerde penceremin önünde oturur, Diyarbakır'ın bu eşsiz manzarasını izlerim. Yıllardır bu şehirdeyim, her sokağını, her köşesini bilirim. Ama en iyi bildiğim şey, insan ruhunun karanlıkta kalmış köşeleridir.

Üç gün önce bir telefon geldi. Saat gece yarısını geçiyordu. Arayan ses, yorgun ve biraz da sarhoştu. "Beni duyar mısın?" dedi sadece. "Duyarım" dedim. İşte böyle başladı Ahmet Bey'le tanışmamız.

Ertesi gün buluştuk. Kırk beş yaşlarında, saçlarına kır düşmüş, elleri işten nasırlanmış bir adam. Meğer yirmi yıldır aynı fabrikada çalışıyormuş, üç çocuk babasıymış, karısı onu yıllar önce terk etmiş. "Kimseyle konuşamıyorum" dedi, "İşçi arkadaşlar var, onlarla da iş konuşuyoruz. Çocuklar var, onlarla da harçlık konuşuyoruz. Ama içimdekileri anlatacağım kimse yok."

Bir kadın olarak dinledim onu. Saatlerce anlattı. Gençliğini, hayallerini, kaybettiklerini, pişmanlıklarını. Bazen ağladı, bazen güldü, bazen sustu uzun uzun. O suskunluklarda sadece yanında olduğumu hissettirdim ona. Kelimelerin yetmediği yerde, bir elin sıcaklığı, bir omzun yakınlığı işte.

https://diyarbakirofisescortlari.com/ sitesinde yayınladığım ilanıma bakıp da gelenlerin hepsi Ahmet Bey gibi değil elbette. Kimi eğlence arıyor, kimi macera, kimi sadece birkaç saatliğine yalnızlığını unutmak istiyor. Ama hepsinin ortak noktası şu: Bir başka insana dokunma, onun tarafından dokunulma ihtiyacı.

Geçen hafta Ümit vardı mesela. Yirmi beş yaşında, yakışıklı, paralı, havalı bir çocuk. İlk buluşmamızda öyle bir hava attı, öyle kasıldı ki... İkinci buluşmada çözüldü. Meğer babasıyla hiç konuşamıyormuş, annesi onu anlamıyormuş, arkadaşları sığmış. O kasıntılığın altında koskoca bir yalnız çocuk varmış meğer. Ona sarıldığımda, başını omzuma koyup ağladığında anladım bunu.

diyarbakır escort bayan arayışı aslında çoğu zaman bir insan arayışı. Etiketlere, kategorilere, sıfatlara takılıp kalıyoruz ama özünde hepimiz aynı şeyi arıyoruz: Anlaşılmak, kabul edilmek, olduğumuz gibi sevilmek.

Bir akşam, emekli bir öğretmen aradı beni. Yetmişine merdiven dayamış, dul, çocukları Avrupa'da. "Kızım" dedi, "ben sadece bir kadınla sohbet etmek, çay içmek, eski günleri yâd etmek istiyorum. Başka bir şey bekleme benden." Gittim, çay içtik, eski fotoğraflara baktık, rahmetli eşini anlattı saatlerce. Giderken elime para tutuşturdu, almadım. "Ben bir evladınız gibiydim" dedim. Ağladı. Bazen işte böyle, para puldan öte şeyler var bu hayatta.

Diyarbakır'ın ara sokaklarında kaybolmayı severim. Hele akşamüstü, güneş batarken, surların gölgesi uzadığında... O saatlerde düşünürüm hep: Kaç kişi var bu şehirde, içini dökecek birini arayan? Kaç kişi var, bir kadının sıcaklığına, samimi bir sohbete hasret?

İşte ben o yüzden varım. Telefonum yirmi dört saat açık. Gecenin bir yarısı, sabahın köründe, bayramda, seyranda... Ne zaman arasanız ya cevap veririm ya da dönüş yaparım en kısa sürede. Çünkü biliyorum ki, arayanın canı acıyordur belki de, ya da yalnızdır, ya da sarılacak birine ihtiyacı vardır.

https://diyarbakirofisescortlari.com/ adresinde yazdıklarımın hepsi gerçek. Orada "kaliteli", "özel", "samimi" yazıyorsam, samimiyetle yazıyorum. Çünkü bu işte yıllandım, artık rol yapmayı bıraktım, olduğum gibi görünüyorum, göründüğüm gibi oluyorum.

Dün gece yine geç saatlerde bir mesaj geldi. Yirmi iki yaşında bir genç, ilk kez bir escortla görüşecekmiş, çok heyecanlıymış, nasıl davranacağını bilemiyormuş. "Merak etme" dedim, "insan insana neyse o olur, gerisi teferruat." Yarın buluşuyoruz. Belki ona da hayatı anlatırım, belki o anlatır bana. Belki de sadece susar, birbirimizin varlığında huzur buluruz.

Bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var: Her buluşma bir hikaye, her hikaye bir iz bırakır insanda. Kimi izler silinir gider, kimi izler kalır ömür boyu. Ben de işte bu izlerle yaşıyorum. Diyarbakır'ın taş duvarlarına kazınmış binlerce hikaye gibi, ben de gönüllere kazınıyorum sessizce.

Siz de bir hikaye arıyorsanız, anlatacak birini, dinleyecek bir kalp... Ben buradayım. Ne anlatırsanız anlatın, ne yaşarsanız yaşayın, yargılamam, kırmam, incitmem. Sadece yanınızda olurum, olduğum gibi.

Ve belki bir gün, siz de benim hikayemin bir parçası olursunuz. Diyarbakır'ın rüzgarında savrulup giden, ama iz bırakan bir hikaye...


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Diyarbakır Gerçek Escort Tanışma İlanları

🏛️ Diyarbakır Surları: Dünyanın En Uzun Savunma Duvarı

Diyarbakır’da Günlük Yaşam, Şehir Dinamikleri ve Dijital Alışkanlıklar